Prof. Dr. Mehmet S. Binnet

DİZ BAĞ YARALANMASININ TEDAVİSİNDEKİ DETAYLAR

Travmatik kökenli diz patolojilerinin tedavisindeki ilk adımı, bacağın immobilizasyonu veya dinlendirilmesi oluşturur. Yaralanmayı takiben dizin istirahata alınması ile birlikte diz eklemi çevresine elastik bandaj sarılır. Bu süre içerisinde diz eklemini yüklenmelerden koruması için koltuk değneği verilebilir. Yine bu süreç içerisinde medikal olarak antienflamatuvar ve analjezik ilaçlarla semptomların azaltılması hedeflenir.

Yukarıda sunulan ilk tedaviyi takiben, yaralanmış dizde yapılacak ikinci aşama klinik muayene bulgularının yardımıyla ön tanıya yönelmektir. Tanı konulmaksızın, uygulanan immobilizasyon 72 saati geçmemelidir. Çünkü günümüzde travmatik bir dizin tedavisinde öncelik, eksremitenin hareket yeteneğinin tekrar kazanılması ile birlikte alt ekstremite kontrollünün sağlanmasına verilmektedir. Bu yüzdendir ki kesin tanıya en kısa zamanda ulaşılarak, o patolojiye yönelik özel tedaviye geçilir.

Kesin tanının konulmasından sonraki tedavilerin belirlenmesinde kişinin; yaşı , aktivasyon seviyesi, instabilitenin boyutları, eşlik eden patolojiler ve genel laksiditesinin olup olmadığı önemlidir. Örneğin eşlik eden patolojiler arasında kemiksel kopma ile birlikte görülen bağ lezyonları erken cerrahi tedavi endikasyonunu doğurur. Bu çerçevede eminentia interkodillariste kopma kırıkları eklem içi kırık tedavi prensipleri içerisinde tedavi edilirler. Aynı şekilde arka çapraz bağın yapıştığı kemikteki ayrılmanın 10 mm den fazla olması cerrahi tedavideki temel kriterdir. Posteriordan yapılan girişimle kırık hattının ortaya konulmasından sonra spongioz vidalarla tespit ideal tedavi yöntemidir.

Günümüzde yaralanmış bir dizin tam bir ahenksizliğe dönüşmesinin arkasında çapraz bağların olduğu kabul edilmektedir. Örneğin ön çapraz bağ kopukluğu sonrası sportif aktivasyonları sırasında, zıplama, dönme, ani duruşları içeren hareketlerde semptomlar daha belirginleşir. Tedavi alternatiflerimizden, konservatif yöntemler ön çapraz bağ için tam çözüm olmamaktadır. Çünkü bağın kendiliğinden iyileşme kapasitesi büyük oranda yoktur. Son yıllarda genç ve aktivasyon seviyesi yüksek popülasyondaki ön çapraz bağın tedavisinde cerrahi yöntemler tercih edilmektedir. Ön çapraz bağın yerine ligamentum patellanın 1/3 orta bölümünün artroskopik yöntemle tamiri, altın standart olarak kabul edilmektedir . Her iki uçtan kemikli blok içerecek şekilde ligamentum patella'nın orta 1/3 bölümünün ön çapraz bağ yerine greft olarak kullanılmaktadır(Şekil 14).

Gelişen artroskopik cerrahinin sunduğu olanaklar ile yapılan ön çapraz bağ tamirleri ile minimal cerrahinin avantajları elde edilmiştir. Artroskopi ile artrotomiyle elde edilenden daha kısa süre ağrısız ve daha geniş hareket serbestliğine ulaşılmıştır. Patellar tendonla yapılan ön çapraz bağ tamirleri sonrasında görülen patello – femoral şikayetlerden dolayı , hamsing tendonları ile yapılan artroskopik ön çapraz bağ tedavileri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu gün için cerrahi tedavideki ,seçenekler otoloğ greftlerin sayesinde başarılı olmaktadır.

Ancak ileri yaşlarda ve sedanter hayat yaşayan kimselerde ön çapraz bağ kopukluğuna bağlı semptomatik bulgular çok fazla değilse konservatif tedavi uygulanmalıdır. Konservatif tedavinin hedefi aktif kas gücü ile eklem üzerinde dinamik bir kontrol kuvvetinin sağlanmasıdır. Bu şekilde ön çapraz bağ eksikliği ile ortaya çıkabilecek fonksiyonel eksiklikler önlenmiş olunur.

Günümüze kadar akut ve izole arka çapraz bağ yaralanmaları için genel tedavi ilkesi, cerrahi tamirinin gerekli olmadığı yönündedir. Yapılan arka çekmece testinde yer değiştirmenin karşı dize oranla 10 ila 15 mm.'den fazla olması arka çapraz bağın yanı sıra , diğer bağ harabiyeti anlamına gelir ki buda cerrahi tedavi gereksinimi doğurur. Günümüzde arka çapraz bağa da yönelik olarak artroskopik tamir yöntemleri ile greft olarak otojen dokular ve allogreft kullanımı önerilmektedir.

Tedavi alternatiflerimizden olan konservatif yöntemler günümüzde özellikle iç yan bağ lezyonlarının tedavisinde tercih edilmektedir. Tip I ve tip II iç yan bağ lezyonları konservatif tedavi edilebilmektedirler. Bu yüzden uygulanan ilk semptomatik tedavi, bulgulara göre 2 ila 3 haftaya kadar uzatılabilinir .Bundan sonra iç yan bağa özel konservatif tedavi çerçevesindeki güçlendirme 4- 6 hafta devam eder. Konservatif tedavinin istisnası menisküsün iç yan bağ dan longitudinal ayrılması ve eşlik eden lezyonlarla birlikte tip III kopuklardır ki bunların diğer lezyonlarla birlikte artroskopik olarak cerrahi tedavisi mümkündür.

Lateral kollateral bağ veya dış yan bağın yaralanmaları , yine iç yan bağ yaralanmaları gibi ele alınabilinir. Ancak bağın iç yan bağ gibi olmayan sınırlı yapısı, tip II ve III lezyonlara sahip aktivasyon seviyesi yüksek sporcularda cerrahi tedaviyi gerektirir. Cerrahi ne kadar erken uygulanırsa anatomik bileşenleri belirlemek ve primer onarım yapmak da o kadar kolay olur. Kronikleşen olgularda lateral yapılar için sekonder tamir gerekebilir. Ancak sekonder tamir için görüş birliğine varılan tek bir yöntemin olmaması konunun gelişmelere açık olduğunu göstermektedir.

website statistics