Prof. Dr. Mehmet S. Binnet

Kıkırdak yaralanmaları

Eklemi oluşturan kemiklerin birbirlerine bakan yüzlerini oluşturan parlak beyaz yapılar kıkırdaklarıdır. En önemli görevleri yük taşımak olan bu yapılar eklemin kayganlığınıda sağlarlar.

Diz eklemi kıkırdağı ortalama 2 ila 4 mm kalınlığında kansız, sinirsiz yapıdır. Bu yüzden iyileşme kapasiteside çok sınırlıdır. Oluşan bir problemin kendi kendine düzelmesi çok güçtür.

Kıkırdak yaralanmaları, trafik kazalarında ve diz üzerine düşmelerde, çarpmalarda olduğu gibi direkt veya eklemin diğer problemlerine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Belirtiler kıkırdak yaralanmasının ağırlık derecesine göre az veya çok olabilirler. Ortak olan belirti eklemde gelişen şişlik ve ağrıdır. Belirtiler günlük yaşamdaki hareketler veya sporla artar. Ayrıca merdiven gibi yüklenmenin artığı hareketlerde ağrıda da artma eğilimindedir. Şikayetlerin süreklilik göstermesi halinde teşhis ve tedavi gereksimi de doğurur. Muayne ve yapılacak radyolojik tetkikler sonuca götürücü bilgiler verir. Son yıllarda kıkırdak problemleri MRG ve artroskopi sayesinde daha kolay ve net olarak tanımlanabilmiştir.

Teşhiste en değerli yöntem artroskopidir. Kıkırdaktaki problem gözle görebilme, lokalizasyonunu, sınırlarını, boyutlarını, derinliğini belirleyebilme ve hepsinden önemlisi aynı seansta tedaviye geçebilme, artroskopiyi vazgeçilmez kılmaktadır.

Kıkırdak lezyonlarında hangi tedavi yöntemi seçilirse seçilsin, önce problemin yeri, derinliği, sınırları çok iyi belirlenmeli, sınıflandırmaya göre evrelendirilmeli ve ondan sonra seçilen yönteme göre tedaviye geçilmelidir. Bu verilere göre ameliyatsız ve ameliyatlı tedavilere yönelebilinir. Günümüzde cerrahi tedaviler problemin büyüklüğü ve özelliklerine göre  kıkırdak  yüzeyin  traşlanması, abrazyon artroplastisi, subkondral delme, mikro kırık, osteokondral otogreftleme, osteokondral allogreftler, kondrosit kültürü ve transplantasyonu yöntemleriyle sağlanan gelişmeler ile, tamir dokusundaki hyalin kıkırdak yüzdesi arttırılmaktadır.

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde temel amaç, hiç kuşkusuz yeni oluşan kıkırdak yüzeyin tamamen veya tama yakın oranda hyalin kıkırdaktan oluşmasıdır. Cerrahi sonrası iyileşmenin daha iyi olabilmesi açısından, erken hareket ve yapılan işleme göre 4-8 hafta yük vermeme prensibine uyulmalıdır.